20 Ekim 2008 Pazartesi

BAYRAM TATİLLERİ 350 BİN KİŞİYİ SEYAHAT ACENTELERİNE YÖNELTTİ

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği Başkanı Başaran Ulusoy, Geçtiğimiz Ramazan Bayramı ve Önümüzdeki Kurban Bayramı Olmak Üzere Bu Yılki Dini Bayramlarda, Acentelerden Seyahat Satın Alanların Sayısının 350 Bine Ulaşacağını Kaydetti.

27 Haziran 2008 Cuma

TATİL

Antalya Hakkında

Tarih ve doğanın birbiriyle sarmaş dolaş olduğu Antalya'yı yüzbinlerce turist her yıl bitmeyen bir sevgi, hayranlık ve özlemle kucaklıyor. Antalya'ya gelen turistler kendilerini tatmin edebileceği her türlü aktiviteyi gerçekleştirebiliyorlar. İster cennet kıyılarında tekne gezintisi, ister altın kumsallarında plaj keyfi, ister şelalelerinde doyumsuz seyirler, ister kanyonlarında yada nehirlerinde heyecan fırtınası yaşamak istesinler; Antalya, bütün olanaklarıyla konuklarına unutamayacakları ikramlarda bulunuyor.
Hayat bazen monotonlaşır ya, buna yorgunluk, bıkkınlık, isteksizlik de eklenince hiçbir şey zevk vermez... Heyecan kaybolur, yerini endişeye bırakır, beklentiler artar... İşte böyle bir duruma girdiğinizi sezinliyorsanız sizin acil olarak tatile, dinlenmeye, yeni heyecanlara ihtiyacınız var demektir. Fakat günümüzde dinlenmek, öyle ayakları uzatıp uyumakla olmuyor. Önemli olan kafayı boşaltıp, beyin yorgunluğundan, düşüncelerden kurtulmak. İlle de bir yere gidip, sabit kalmak da şart değil. Biz bu defa sizi, herkesin çok iyi bildiği doğal güzellikler, antik kentler ve alternatif turizm çeşitleriyle ünlü, güneyin incisi Antalya'ya götüreceğiz. Evet, merkez üssümüz Antalya belki ama kent çevresinde günübirlik gezilip görülecek öyle çok yer var ki, hangi birine gideceğinizi, hangi tura katılacağınızı karar vermekte zorlanacaksınız.

Kaleiçi, Kurşunlu Şelalesi piknik yeri, tekne turları, Phaselis antik kenti, Aspendos tiyatrosu, Perge, Olimpos Milli Parkı'nda jeep safari, Köprüçay Kanyonu'nda rafting, Termessos antik kenti, Kemer sahilleri veya Konyaaltı Plajı, Aqualand, Aquaworld, Aquapark unutulmaz anılarla vakit geçirebileceğiniz yerlerden sadece bazıları. Şimdi de bunlardan birkaçına göz atalım.

Artık sıcaktan bunalanların bir kaçış yolu da rafting. Köprüçay Kanyonu'nda yapılan rafting turlarına katılmak için 17 acentadan birine rezervasyon yapmanız yeterli. Otelinizden servislere alınıp, tur sonrası yine aynı yerlere bırakılıyorsunuz. Günde yaklaşık 2500 kişinin rafting yaptığı Köprüçay'ın Antalya'ya uzaklığı 95 km. Yeni yoldan beş konak üzerinden 1.5 saatlik bir yolculukla ulaşılıyor. Saat 11:30'daki turlara kendi araçlarıyla gelenler ve acenta servisleriyle gelenler farklı ücret ödüyorlar. Parkur 12 km. Yolculuk akşam 16:30'a dek sürüyor. 13:00-14:00 arası yemek molası verilirken, parkur boyunca bir çok yer görülüp, küçük şelaleler geçiliyor. Sulu animasyonlar, oyunlar, su savaşları yapan raftingçiler dönüşte fotoğraflarını alarak günü noktalıyorlar. Köprüçay'ın su sıcaklığı ise Antalya'ya inat, sadece 12 derece.

Kemer ve Aquaworld
Kemer, en yoğun tatil beldelerinden biri. Akdeniz'e has mavisiyle cazibesini koruyan temiz denizi Torosların yemyeşil çam ormanları, narenciye bahçeleriyle çevrili. Kemer'de gündüz ve gece apayrı dünyalar yaşanıyor. Plajın sahil kesimi rengarek şemsiyelerle, şezlonglarla görünmez olurken, denizin açıklarında jet-ski, banana, su kayağı, parasailing, surf hamburgere binenlerle renkleniyor. Kemer'de son yıllarda hizmete giren Aquaworld isimli bir de su cenneti var. Yöneticiliğini Erol Altun'un yaptığı işletmede ,türlü su eğlenceleri, kaydıraklarla coşarak, akşama dek eğlenilebilinir.

Antalya, yemyeşil bitki örtüsü, seraları ve şelaleleriyle cennetten bir köşe gibi. Aksu ilçesinde yer alan Kurşunlu Şelalesi yaz-kış gezgincileri ve piknikçileri ağırlarken, içindeki 7 göletde yüzün üzerinde bulunan kuş çeşitleri, ender rastlanan bitki örnekleriyle görsel lezzetler sunuyor. Antalya'dan Alanya yönüne doğru 17 km., sonra Isparta-Kurşunlu sapağı ile ayrılıp 8 km de ulaşılan Kurşunlu'da günübirlik mesire keyfi yapılıyor. Merdivenlerle inilip, patika yolu takip edenler şelale altına inince, bu anı da görüntülemeyi ihmal etmiyorlar. Kaktüsler, bitki tünelleri, suya doymuş anıt çınar ağaçları arasında devam eden yürüyüş sırasında su sesiyle zümrüt yeşili bitkiler gözünüzü ve dimağınızı dinlendiriyor.

Antik kentler
Kurşunlu Şelalesi'ne giderken yolunuz üzerinde görülmesi gereken antik kentlerden biri de Aksu İlçesi'nin 2 km içerisinde bulunan Perge antik kenti. Restorasyon çalışmaları nedeniyle tiyatrosu kapalı olsa da kent kalıntıları görmeye değer güzellikte. Antik kentlere meraklıysanız, Serik İlçesi'ni geçtikten sonra sola ayrılan yolda bulunan Aspendos'u görmelisiniz. Günümüzde birçok sanatsal gösteriye sahne olan Aspendos'un en güzel seyri ise öğleden sonra ışığında, yanından çıkılan tiyatro tepesinden yapılabiliyor.

Phaselis
Antalya-Fenike karayolundan 1 km mesafede olan Phaselis, Rodoslular tarafından M.Ö. 693 yılında Liman Kenti olarak kurulmuş Bu güzel beldenin kuzey, orta ve güney olmak üzere 3 limanı bulunuyor. Rahatlıkla gezilen antik kentten günümüze kadar gelen kalıntılar arasında Agora, tiyatro, Su kemerleri, kent surları, sarnış, hamam ve kilise bulunuyor. Çamyuva'ya 12, Antalya'ya 60 km uzaklıkta bulunan antik kent yaz kış gezilirken, çevresini saran binlerce çeşit çiçekle bezenmiş bu nedenle de parfüm deposu olarak ün salmış. Sığ, temiz ve ekim ayı sonuna kadar 26 derecede kalan ılık denizi ile piknikçilerin gözde mekanı.

Olympos
Pahalis'ten devam ederek Antalya-Fenike karayolundan sola ayrılan Adrasan yolu sizi bir başka sahil kenti Olympos'a götürüyor. Kuruluşu helenistik döneme rastlayan kent Lyklia'ya bağlı bir yerleşim merkezi iken Phaselis gibi korsan saldırılarına hedef olmuş. Denizci kenti Roma komutanı İsavrieus tarafından kurtarılmış. Liman avantajıyla deniz ticareti alanında M.S. 3.yy'ye kadar parlak dönem yaşamışsada sonunda Cenevis ve Venediklilerin etkisi altına girmiş. Akropolde Kaptan Endemos'a ait anıtsal kabartmalı lahit, Bizans basilikası, tiyatro kapısı, Roma tapınağı, kent agorası gezilebilir.

Antalya Kaleiçi
M.S. 4 yüzyıla kadar uzanan Helenistik devirden sonra Antalya, 10. asır Bizans-Seçuklu dönemini yaşamış. 14. ve 15. yüzyıllarda Hamitoğulları ve Tekeoğulları beyliklerinden sonraYıldırım Beyazıt zamanında Osmanlı egemenliğine girmiş. 1670 yıllarında kenti gezen Evliya Çelebi, üç tarafı bahçelerle çevrili şehrin kale içinde dar sokaklı üç bin evli dört mahalle bulunduğunu; limanın 200 parça gemi alacak genişlikte olduğunu ve çarşının surlar dışında yer aldığını yazmış. Bu gün Kaleiçi olarak anılan 42 hektarlık bölgede sokak ve evlerin orijinalliği korunarak eğlence merkezine dönüştürülmüş. Restoranlar, cafeler, barlar, konaklama tesisleri, dükkanları, çarşılar ve marina yaşantısı ile turistlerin olduğu kadar yerli halkın da en önemli uğrak yerlerini oluşturuyor.

Kentin en önemli plajı ise geniş kumsalı, imrendirici renkteki, temiz denizi ile Konyaaltı sahili ziyaretçilerini ağırlıyor.

Antalya'da Gezilecek Yerler
Kaleiçi'nden kalkan kiralık teknelerle, Antalya falezlerini, kentin denizden düden şelalesinin denize döküldüğünü zahmetsizce ve yorulmadan seyredebilirsiniz.
Kaleiçi evlerine bakarak hediyelik eşya dükkanları arasında bir foto safariye çıkabilirsiniz.
Hadrian kapısı, kesik minare gezinize renk katarken Karaalioğlu Parkı, görsel açıdan olduğu kadar ruhunuzu da dinlendirecek özelliklere sahip. Kent Müzesi bir başka alternatif olabilir. Ödüllü müzelerimizden olan Antalya Müzesi eserleri sergileme başarısına da sahip. Yivli Minare ve çevresi gerek çarşı dükkanları gerekse dönerciler çarşısı, reçel dükkanları, şiş köfte satıcıları renkli ortamlardan sayılıyor. Korkuteli yolunu seçenler Su parkına uğrayabilir, Termesos Antik Kenti'ni gezebilirler. Merdiven tırmanmayı göze alanlar bir hayli yüksekte bulunan Karain mağarasını görebilirler. Bir başka Antik Kent'te Antalya'dan Burdur'a yol alırken kent çıkışından hemen sonrarşınızda yer alan Ariassos Harabeleri gezilebilir.


Belkıs'ın Efsanesi
Aspendos adıyla da bilinen Belkıs harabelerinin Anadolu efsaneleri arasında ilginç bir öyküsü bulunuyor. Antonius Pius (138- 164) tarihleri arasında inşa edilen tiyatro kadar, kentin su ihtiyacını karşılayan kemerlerin de öyküsü halk arasında dilden dile dolaşıyor. Romalılar Döneminde kent idaresinin başında bulunan valinin dillere destan güzellikte bir kızı varmış. Kentin iki ünlü mimarı da aynı kıza âşıkmış. Vali ise kızını hangisi ile evlendireceğine karar vermekte güçlük çekerken damat adayını seçmek için bir yol bulmuş. Mimarları çağırıp teklifini iletmiş "Hanginiz kent için yararlı ve güzel bir eser ortaya koyarsa kızımla o evlenecektir" buyurmuş. Mimarlar yoğun çalışma dönemi sonrasında eserlerini sunmuşlar. Mimarlardan biri Belkıs'a su getiren suyollarını, kemerleri inşa edip kentin su ihtiyacını giderirken, diğeri görkemli Aspendos tiyatrosunu tamamlamış. Her iki muhteşem eser karşısında zor durumda kala kalan güzel kızın babası hükümdar, bu defa kızını hangisinin daha çok sevdiğini anlamak için bir başka yolu denemiş."Her ikiniz de çok yararlı eserler yarattınız bu nedenle sözümü tutmak için kızımı ortadan ikiye bölüp, bir yarısını birinize diğer yarısını diğerinize verip evlendireceğim" demiş. Mimarlardan biri kızın ortadan bölünmesine kıyamayarak ben vazgeçtim, kızınızı rakibime verin, yeter ki o ölmesin demiş. Baba da kızının ortadan bölünmesine razı gelemeyecek kadar çok seven mimarın o olduğuna inanıp kızını vermiş.



Nasıl Gidilir ?
Antalya'ya en pratik ulaşım hava yolu. Havalimanı çıkışı kent bağlantısı ise hala tam manasıyla organize olmuş değil. Otobüs yolculuğunu seçenler bir çok otobüs firmasının direk gidiş seyehatleri mevcut.

Özel araçla İstanbul'dan yola çıkanlar Adapazarı, Bilecik, Kütahya veya Bursa, Orhaneli, Harmancık, Tavşanlı, Kütahya üzerinden Afyon-Burdur yoluyla Antalya'ya ulaşabilirler. Bursa-Kütahya yolunu tercih edenler nispeten daha az trafikli, ormanlık, manzarası güzel, virajlı ama serin ve bol çeşmeli bir güzergah takip edebilirler.
Antalya çevresindeki görülecek yerlerin hemen hemen hepsi asfalt ve yeni düzenlemelerle genişletilmiş. Buna rağmen Kaleiçi ve Kemer-Tekirova arasında tatil merkezlerinden safari gezileri için oto, jeep, motorsiklet kiralayan, tur organizasyonu yapan bir çok acentayla temasa geçebilirsiniz. Olimpos Milli Parkı jeep safari

TATİL

KÜTAHYA
Kaplıcalar
Ilıca Harlek Kaplıcaları: Kütahya’nın kuzeyinde yer alan Ilıca Harlek Kaplıcaları Kütahya – Eskişehir karayolunun 23.km.sinden 4 km. içeridedir. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ilıca Harlek Kaplıcaları 23.03.1989 tarihinde “Termal Turizm Merkezi” ilân edilmiştir. Kaplıca suları 25-43 C derece sıcaklıkta olup oligometalik sular grubuna girer. Kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat içeren kaplıca suları; romatizma, cilt, sinir ve kadın hastalıklarına, karaciğer yetersizliklerine, böbrek ve safra kesesi iltihaplarına iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde 10 apart, 57 oda ve 168 yatak kapasiteli Harlek Otel, Belediye Belgeli diğer otel ve moteller, 3 hamam, 2 kapalı 4 açık havuz, spor tesisleri ve konferans salonu bulunmaktadır. Kaplıcalara şehir merkezinden kalkan halk otobüsleri ve minübüslerle gidilebilmektedir.
Ilıca Harlek Oteli Telefon : (+90-274) 245 22 24 - 25
Harlek (Ilıcaköy) Termal Turizm Merkezi

Yoncalı Kaplıcaları: Kütahya’nın batısında yer alan Yoncalı kaplıcaları merkeze 16 km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Yoncalı Kaplıcaları 17.09.1993 tarihinde “Termal Turizm Merkezi” ilan edilmiştir. Kaplıca suları 42 C derece sıcaklıkta olup bikarbonatlı sular grubuna girer. Kalsiyum, magnezyum ve kükürt içeren kaplıca suları kireçlenme ve eklem romatizmaları, iltihabi eklem hastalıkları, yumuşak doku romatizmaları, nörolojik hastalıklar, travmatik ve sportif rahatsızlıkların tedavisine iyi gelmektedir.
Yoncalı Termal Turizm Merkezi’nde S.S.K’ya ait 200 yataklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi bulunmaktadır. Kaplıca Merkezinde 73 oda ve 180 yatak kapasiteli 4 Yıldızlı Yoncalı TÜTAV Termal Otel ve kür merkezi ile 4’er kişilik 37, 2’şer kişilik 20 apart, Belediye Belgeli Otel ve Moteller, 4 hamam, 3 kapalı, 2 açık havuz bulunmaktadır. Yoncalı Kaplıcalarına, şehir merkezinden kalkan minübüslerle gidilebilmektedir. Yoncalı TÜTAV Termal Otel Telefon : (+90-274) 249 42 12
Yoncalı Kaplıcaları Kütahya’nın batısında yer alan Yoncalı kaplıcaları merkeze 16 km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Yoncalı Kaplıcaları 17.09.1993 tarihinde “Termal Turizm Merkezi” ilan edilmiştir. Kaplıca suları 42 C derece sıcaklıkta olup bikarbonatlı sular grubuna girer. Kalsiyum, magnezyum ve kükürt içeren kaplıca suları kireçlenme ve eklem romatizmaları, iltihabi eklem hastalıkları, yumuşak doku romatizmaları, nörolojik hastalıklar, travmatik ve sportif rahatsızlıkların tedavisine iyi gelmektedir.
Yoncalı Termal Turizm Merkezi’nde S.S.K’ya ait 200 yataklı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi bulunmaktadır. Kaplıca Merkezinde 73 oda ve 180 yatak kapasiteli 4 Yıldızlı Yoncalı TÜTAV Termal Otel ve kür merkezi ile 4’er kişilik 37, 2’şer kişilik 20 apart, Belediye Belgeli Otel ve Moteller, 4 hamam, 3 kapalı, 2 açık havuz bulunmaktadır. Yoncalı Kaplıcalarına, şehir merkezinden kalkan minübüslerle gidilebilmektedir.
Yoncalı TÜTAV Termal Otel Telefon : (+90-274) 249 42 12
Emet Yeşil Ve Kaynarca Kaplıcaları: Kütahya’nın batısında bulunan kaplıcalar Emet ilçe merkezindedir. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Yeşil ve Kaynarca Kaplıcaları 17.09.1993 tarihinde “Termal Turizm Merkezi” ilân edilmiştir. Kaplıca suları 43-56 C derece olup, hipotonik sular grubuna girer. Sülfat, bikarbonat, kalsiyum ve magnezyum içeren kaplıca suları mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, böbrek taşları, kadın hastalıkları ve ağrılı hastalıklara iyi gelmektedir.
Kaplıca merkezinde Belediye Belgeli 4’er kişilik 36 apart, 3 hamam, 3 kapalı havuz, 1 açık havuz, Osmanlı Hamamı, sauna, özel banyolar, spor tesisleri, botanik parkı ve bir karavan parkı (kamping) bulunmaktadır.
Emet Belediye Başkanlığı Telefon : (+90-274) 461 41 49 - 50
Gediz Ilıcasu Kaplıcaları: Kütahya’nın güneyinde Gediz’e 18 km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ilıcasu Kaplıcaları 18.03.1897 tarihinde “Termal Turizm Merkezi” ilan edilmiştir. Kaplıca suları 65-98 C derece sıcaklıkta olup hipotonik sular grubuna girer. Sülfat, bikarbonat, sodyum ve magnezyum içeren kaplıca suları; romatizmal hastalıklar, mide bağırsak hastalıkları ile karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde Belediye belgeli 4’er kişilik 40 apart, 3’er kişilik 52 apart, 22 ahşap baraka, 10 betonarme baraka, 1 buhar banyosu, 1 çamur banyosu, 2 hamam ve 2 havuz bulunmaktadır.
Gediz Ilıcasu Kaplıcaları Telefon : (+90-274) 431 53 23 - 431 52 00
Gediz Muratdağı Kaplıcaları: Kütahya’nın güneyinde Gediz’e 30 km.uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Muratdağı Kaplıcaları 18.03.1987 tarihinde“Termal Turizm Merkezi” ilan edilmiştir. Kaplıca suları 29-50 C derece sıcaklıkta olup, meteorik vadoz sular grubuna girer. Sülfat, kalsiyum, magnezyum ve bromür içeren kaplıcasuları romatizmal hastalıklar, deri, kalp, böbrek ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde Belediye belgeli 18 bungalov, 13 apart, 80 ahşap baraka, 2 hamam, 2 havuz, Orman İşletme Müdürlüğüne ait 15 yataklı misafirhane ve konferans salonu ile 200 yataklı Kızılay Kampı hizmet vermektedir.
Gediz Muratdağı Kaplıcaları Telefon : (+90-274) 412 74 96

Murat Dağı Termal Turizm Merkezi
Simav Eynal Kaplıcaları: Kütahya’nın güney batısında Simav’a 4 km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Eynal Kaplıcaları 23.03.1989 tarihinde “Termal Turizm Merkezi” ilan edilmiştir. Kaplıca suları 70-90 C derecedir. Kalsiyum, sodyum, bikarbonat ve sülfat içeren kaplıca suları romatizma, nevralji, cilt ve deri hastalıkları ile böbrek taşlarının dökülmesine, siyatik, kireçlenme, kadın hastalıkları ve sedef hastalığına iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde, Belediye belgeli biri 37, diğeri 30 odalı iki otel, 440 yataklı 125 apart, özel banyolar, 2 hamam 1 kapalı havuz ve 1 aqua park bulunmaktadır. Kaplıca Merkezinde seracılık gelişmiş olup ilçe merkezi Jeotermal enerji ile ısıtılmaktadır.
Simav Eynal Kaplıcaları Telefon :(+90-274)547 20 01 - 02
Hisarcık Esire Kaplıcaları: Kütahya’nın batısında Hisarcık’a 10 km. uzaklıktadır. 51 C derece sıcaklıktaki kaplıca suları içme uygulamaları ile mide, bağırsak sistemi, karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.
Hisarcık Belediye Başkanlığı Telefon :(+90-274) 481 3 085
Tavşanlı Göbel Kaplıcaları: Kütahya’nın batısında Tavşanlı’ya 7 km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. Kaplıca sularının sıcaklığı 32 C derece olup romatizma, siyatik, cilt hastalıkları ve yaraların tedavisine iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde moteller ve 2 hamam bulunmakta olup, yöre havasında oksijen oranı yüksek olduğundan astımlı hastalar kış aylarında dahi motellerde konaklamaktadırlar.
Tavşanlı Göbel Kaplıcaları Telefon : 0 274 6532155
Simav Çitgöl Kaplıcaları: Simav’a 5 km. uzaklıkta olan kaplıca suyunun sıcaklığı 162 C olup, cinsel rahatsızlıklar, cilt, deri hastalıkları, kırık ve çıkık, nevralji, nevrit, mide ülseri, böbrek taşlarının dökülmesi, egzama, bel fıtığı, ruhen ve bedenen görülen yorgunluklar, her cins romatizma, siyatik, kadın hastalıkları, ameliyat sonrası rehabilitasyon, ortopedik kireçlenme rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde Belediyeye ait 60 daireli moteller ve spor kompleksi vardır.
Simav Çitgöl kaplıcaları Telefon :(+90-274) 543 22 67
Emet Dereli Kaplıcaları: Dereli Kaplıcaları Emet-Tavşanlı yolu üzerinde olup, Günlüce Beldesine 20 km. uzaklıktadır. Kaplıca suları 38-40 C olup, romatizma nevrit, nevralji, kadın hastalıkları ve kırık çıkık sekellerine banyo yolu ile iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde 3 adet havuzlu hamam, özel banyolar ve moteller mevcuttur.
Emet Dereli Kaplıcaları : (+90-274) 472 51 20 – 472 51 00
Kütahya’da başka termal kaynaklar da mevcuttur. Bunlar; Emet’te Samrık Ilıcası, Hisarcık’ta Sefaköy Kaplıcaları, Yukarı Yoncaağaç Mürdesenk Suyu ve Simav’da Naşa Kaplıcalarıdır

Uludağ

Bursa'nın 32 kilometre güneyinde, karayolu ile Bursa'ya 40, havaalanına 60 dakikadır. Antik dönemde Olympos Misios adıyla tanınan Uludağ, Troya Savaşı'nı tanrıların izlediği yer olarak ta mitolojideki yerini almıştır. 2543 metreye ulaşan doruğu ile Batı Anadolu'nun en yüksek dağıdır. Olağanüstü tabii yapısı, flora ve faunasının zenginliği ile 1961 yılında Milli Park ilan edilmiştir. Türkiye'nin en önemli Kış Sporları ve kış turizmi merkezidir. Kayak tesislerinin yeterliliği ile konaklama imkanları Uludağın vazgeçilmez bir tatil yöresi olmasını sağlamaktadır. Yaz aylarında kampçılık, trekking ve günübirlik piknik alanı olarak yararlanılması Uludağ'ı her mevsim çekici kılmaktadır. Uludağ 20 Aralık - 20 Mart tarihleri arasında 120 gün/yıl süreli kayak mevsimine sahiptir. Merkezde 5 telesiyej, 7 teleski ve 1 adet teleferik vardır. Ulaşım Bursa’dan Uludağ Milli Parkı giriş kapısına (Karabelen) 22 km.lik asfalt yol ile ulaşılabilmektedir.

Buradan oteller yöresi ve kayak merkezine 10 Km.lik asfalt + parke yolla ulaşılmaktadır. Ayrıca Bursa’dan 20 dakikalık bir teleferik yolculuğu ile Uludağ Milli Parkı Sarılan kamp ve kullanım alanına ulaşılabilmektedir.

Ulu Camii

Bursa'nın en heybetli ve en çok cemaat alan camiidir. Sultan Yıldırım Bayezıd Niğbolu savaşını kazandıktan sonra 1398-1400 yıllarında inşa ettirmiştir. Cami kalın duvarlara ve 12 büyük yığma ayaklara bağlanan kemerlere ve pandantiflere oturan 20 kubbe ile örtülüdür. Orta kısmındaki kubbenin üstü camlıdır. Altında 16 köşeli mermer şadırvan vardır. Caminin inşa edileceği yerdeki yapıların istimlakı sırasında bir kadın evini satmak istemeyince zorla alınır. Gönül rızası olmadan alınan yerde namaz kılınmaz gerekçesiyle evin yerine gelen kısımda şadırvan yaptırıldığı rivayet edilmektedir. Minberi ağaç işçiliğinin bir şaheseridir. Oyma kabartma, geometrik, yıldız, çivi başları ve gülçelerle süslüdür. Taç kapısı başlı başına sanat abidesidir. 1399-1400 yıllarında tamamlanmıştır. Sanatkarı Mehmed bin Abdülaziz Dakıva'dır. Zarif sekiz ceviz sütun üzerine oturan müezzin mahfili 1549 yılında yapılmıştır. Mihrabı sekiz sıra stalaktitlidir. Kum saatinin etrafındaki Ayet'el-kürsi sülüsle yazılmıştır. Ayrıca küfi ihlas suresi yazılıdır. Mihrap 1571 yılında tamamlanmıştır. Camideki diğer yazılar ve yaldız boyalar 1904 yılında Mehmed Usta tarafından yapılmıştır. Caminin ilk yapıldığı zaman üç tane olan kapısına 1740 yılında Hünkâr Mahfili kapısı eklenmiştir. Kapıların ikisi yenidir. Altıngenlerin oluşturduğu, yıldızların dekore ettiği tablalardan meydana gelen doğudaki ceviz kapı, cami ile aynı yaştadır. Tek sütun üzerine oturan yuvarlak mermerden kürsü 1815 yılında yapılmıştır. Cepheler sağır kemerler içinde, altta ve üstte ikişer pencereden oluşmaktadır. Cephelerin tümü kesme taştan yapılmıştır. Caminin kuzey cephesinin köşelerinde, kaidesi mermerden gövdeleri tuğladan örülmüş birer minaresi vardır. Batıdaki minarelerin içinde çift merdiven mevcuttur. Bunun yardımı ile çatıya çıkılmaktadır. Cami, Moğol Şeyhi Emir Bedrüddin tarafından 1403 yılında ve Karamanoğlu Mehmed Bey'in 1413 yılındaki Bursa muharasası sırasında yaktırılmıştır. 1 Mart 1855 tarihlerindeki büyük depremde ve 1889 yangınında hasar görmüştür.

Ankara Cami ve Kiliseleri (İnanç Turizmi)

Kale altında ve Atpazarı Meydanı Sefa Sokakta bulunmaktadır. Kitabesinin 1522 tarihinde yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Ankara Kalesine giden yol üzerinde bulunan ve Fatih'in sadrazamlarından Mahmut Paşa tarafından 1421 yılında yaptırılmış olan eser, tipik Osmanlı şehir içi hanlarındandır. Kale yolu üzerinde ve Kurşunlu Hanın bitişiğindedir. 1421 - 1459 yılları arasında han ile birlikte Sadrazam Mahmut Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Doğu - Batı istikametinde boyuna uzanan büyük ve muntazam dikdörtgen plânda olup, on adet büyük kubbe ile örtülü bedesten ve bedesten dışında meydana gelmiş olan arasta ile birlikte iki kısımdan ibarettir. Anılan bedesten bugün Anadolu Medeniyetleri Müzesi teşhir salonu olarak kullanılmaktadır. Hacı Doğan Mahallesi Tekneciler Sokağı ile Sulu Han Sokağı arasında bulunmaktadır. 1685 tarihinde Şeyhülislâm Cevvar Zade Mehmet Emin Bey tarafından Zincirli Camiye vakıf olarak yaptırılmış olduğu ileri sürülen Sulu Hana Hasan Paşa Hanı da denilmektedir. Fakat 1141 tarihli vakfiyede, Hanın Abdülkerimzade Mehmet Emin Bey tarafından vakfedildiği kayıtlardan anlaşılmaktadır. At Pazarındadır. Aslen Kayserili olup, Ankara'ya yerleşen Hacı İbrahim Bin Hacı Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Vakfiyesi 1512 tarihlerinde düzenlendiğine göre bu tarihlerde yapılmış olmalıdır. Hanın yarısı mülk, yansı vakıfın ruhuna cüz-i şerif okumak, Lütfi Han kapısındaki musluğa bakmak için vakfedilmiştir. İçinde bir mescit yer almaktadır.

ankaranın tatil yerleri

Frigya Krallığı'nın başkenti, ünlü Gordion şehrinin kalıntıları; Ankara-Eskişehir karayolunun yakınında, Sakarya (Sangarios) ve Porsuk nehirlerinin birbirlerine yaklaştıkları yerde, Polatlı'nın 21 km. kuzeybatısında, Ankara'dan 90 km. uzaklıkta, Yassıhöyük köyündedir.

Gordion' un tarihi M.Ö. 3000 yılma (Eski Tunç Çağı) kadar dayanmaktadır. Asur, Hitit (M.Ö. 1950 - M.Ö. 1180) ve Frigya (M.Ö. 900 -M.Ö.620) nın önemli bir yerleşme yeri idi. Frigya Devletine başkentlik yapmıştır. Gordios adlı (Frig başkenti kurucusu) kralın adını almıştır. Kral Gordios tarafından bağlanan ünlü düğüm, Büyük İskender tarafından M.Ö. 333 yılında kışı geçirdiği Gordion'da kesilmiştir. Gordion'da, bu tarihten sonra Büyük İskender Dönemi (M.Ö. 300-100) başlamış, sonra Roma Dönemi (M.Ö. 1.- M.S.4. yy.), daha sonra Selçuklu (M.S.11.-13. yy.) dönemi sürmüştür. Ahlatlıbel, Ankara'nın 14 kilometre güneybatısında Taşpınar Köyü - Gavurkale -Haymana eski yolu üzerindedir. Ankara'ya çok yakın olan bu Eski Tunç Çağı istasyonu Anadolu için önemli bir düz yerleşme birimidir. Bitik Höyüğü Ankara'nın 42 kilometre kuzeybatısındadır. Yukarıdan aşağıya doğru M.Ö. V. yüzyılda başlayan bir Klasik Çağ iskânı ile kalın bir Eski Tunç Çağ iskânı meydana çıkarılmıştır. Bitik' teki Eski Tunç Çağı kalıntıları bölgenin Doğu ve Batı Anadolu ile ilgisini belgeler. Ankara'nın 5 kilometre kuzeyinde, Çubuk Çayı kıyısındadır. Buradaki kazı Prof. Şevket Aziz Kansu tarafından 1937 yılında Türk Tarih Kurumu adına yapılmıştır. En alt katta Eski Taş Devri tipte aletler ele geçmiştir. Onun üstündeki Eski Tunç Çağı kültürü Ahlatlıbel kültürü ile benzerlik gösterir. En üstte ise çeşitli devirlere ait büyük bir sarayın kalıntılarına rastlanmıştır. Ankara'nın 60 kilometre güneybatısındadır. Yanında akmakta olan Babayakup Deresinin tabanından 60 metre yüksekte olan tepe, uzun süren bir yerleşmeye sahne olmuştur. Tepeye buradaki eski yıkık duvarlar nedeniyle Gavurkale adı verilmiştir.

Gavurkale, bir tepe üzerindeki dik kayaların güneye bakan yüzünde yer alan; birbiri ardına yürüyen iki tanrı, karşılarında oturan bir tanrıça kabartması ve bu kayalığın çevresindeki iri bloklardan oluşan duvarlar ile dikkati çekmiştir. Söz konusu kaya kabartmaları Hititlere özgü eserlerden olup, Anadolu'nun değişik yerlerinde bulunan benzer anıtlardan sadece birisidir.

Yapılan çeşitli araştırmalar sonucunda buranın surlarla çevrili önemli bir merkez olduğu anlaşılmıştır. Önceleri yalnızca Hititlerin ibadet yeri olarak bilinen Gavurkale' de önemli Frig yerleşiminin olduğu da anlaşılmış, burası 1930 yılındaki çalışmalar sırasında bizzat Atatürk tarafından ziyaret edilmiştir. Daha sonraki yıllarda çevresinde çeşitli yüzey araştırmaları yapılmış olan Gavurkale'de 1998 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi Başkanlığında kazı çalışmalarına da başlanmıştır. Ulus'ta Hacı Bayram Cami bitişiğindedir. M.Ö. II. yüzyılda Frigya Tanrıçası Men adına yapılmış olan tapınak zamanla yıkılmıştır. Bugün kalıntıları bulunan tapınak ise son Galat Hükümdarı Amintos'un oğlu Kral Pylamenes tarafından Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmıştır.

Bizanslılar zamanında çeşitli eklemeler yapılıp, pencereler açılarak kilise haline getirilmiştir. Etrafı dört sütunla kuşatılmış dört duvar halindedir. Etrafını çevreleyen uzunluğuna on beşer, enine altışar adet kırk iki, tapınağın kapısı önünde dört, arkada iki adet sütunun yerleri bulunmaktadır. Yalnız iki yan duvarı ile kenarları işlemeli olan kapı kısmı eski hali ile ayakta durmaktadır. Aslı Roma Tapınağında bulunan ve Augustus'un başardığı işleri gösteren vasiyetnamesi bir yazıt ile bu tapınağın türbeye bitişik duvarına konulmuştur. Defterdarlık ve valilik binası arasındaki havuzun kenarında bulunmaktadır. Hiçbir yazıtı yoktur. Gövdesinde birçok halka olup, yüksekliği on beş metre kadardır. Sütunun İmparator Julianus' un (M.S. 361 - 363) Ankara'dan geçtiğinde şerefine dikildiği söylenir. IV. yüzyılda yapıldığı sanılan esere halk arasında Belkıs Minaresi de denilmektedir. Ulus Meydanından Yıldırım Bayazıt Meydanına uzanan Çankırı Caddesi üzerinde, caddeden 2.5 metreye kadar yükseklikteki bir platform üzerinde bulunmaktadır. Hamamın bulunduğu yüksek platformun höyük olduğu bilinmektedir.

Hamam, Caracalla (M.S. 212-217) devrine tarihlenir. Caracalla Hamamının Çankırı Caddesindeki girişi, sütunlu bir revak kalıntısının çevrelediği geniş bir alana, palaestraya yani bir güreş sahasına açılır. Bu revaklı avlunun bir kenarında 32 sütun olmak üzere bütün yüzünde 128 mermer sütun bulunmaktadır. Hamam binaları paleastra kısmının hemen arkasında yer alır. Bu yapılar ender rastlanan bir büyüklükte olup, her zaman olduğu gibi Apoditerium (soyunma kısmı), Frigidarium (soğukluk kısmı), Tepidarium (ılık kısım) ve Caldarium (sıcak Kısım) bölümlerinden oluşur. Hisar Caddesi ile Pınar Sokak arasında yer alır. İlk defa 1982 yılı sonunda bulunmuş, kurtarma kazılarına 15 Mart 1983'te Müzeler Genel Müdürlüğünce başlanmıştır. Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğü de kazılan 1986 yılı sonuna kadar sürdürmüştür. Sonuçta M.S. II. asrın başına tarihlenen tipik bir Roma Tiyatrosunun kalıntıları çıkarılmıştır. Bunlar arasında tonozlu parados binaları, döşemeli orkestra, seyirci oturma yerleri (kavea), sahne odası (scene)'ndan artakalan temel ve duvarların yanı sıra birçok heykel ve parçalan bulunmuştur. Varlık Mahallesi önünde ve Ankara Çayı üzerinde olup, Ankara'nın en eski köprüsüdür. 1222 yılında Selçuklu Hükümdarı I. Alaaddin Keykubat tarafından Ankara Valisi Kızılbey zamanında yaptırılmıştır.

Höyük ve Tümülüsler
Anıtkabir alanındaki tümülüslerde ilk kazı 1926 yılında Makridi tarafından yapılmıştır. 1945 yılında Anıtkabir alanında yapılan toprak düzeltmesi sırasında birkaç tümülüsün kaldırılması gerekmiş, iki tümülüs açılmış ve burada Friglere ait birçok çanak çömlek ile beraber aletler de ele geçmiştir. Uzmanlar bu tümülüslerin Gordion Frig mezarlarıyla çağdaş olduğunu meydana çıkarmışlardır.. Çiftlik - Demetevler Kavşağında Demetevlere giden yolun sol tarafında yer alır. 1986 ve 1987 kazı mevsimlerinde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğünce kazılmıştır. Yapılan kazılar sonucunda, tümülüsün tepesinde Eski Tunç Çağına ait küçük ve yuvarlak tek bir yapı ve içinde pişmiş toprak eserler ele geçirilmiştir. Oyaca Kasabası sınırları içerisinde olup, Ankara-Haymana karayolunun yaklaşık 50. kilometresinde sola ayrılan Boyalık, Culuk, Çalış ve Durupınar yolundan 1.5 km gittikten sonra yolun sağında ve 150 metre mesafededir. Orta büyüklükte höyüklerden olan Külhöyük'te, Anadolu Medeniyetleri Müdürlüğü Başkanlığında kazı çalışmaları yapılmaktadır. Karaoğlan, Ankara'nın 25 km. güneyinde ve Ankara-Konya yolu üzerindedir. Höyükte Kalkolitikten itibaren tüm uygarlık katları görülmektedir. Ankara Gölbaşı bölgesinde Hitit ve Frig katlarına sahip en önemli istasyonlardan birisidir

AYASOFYA MÜZESİ

Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya; Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür. Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra, mimarisi, mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir. Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935'ten bu yana müze olarak tarihi işlevini sürdürmektedir. Bizans tarihçileri tarafından İmparator I. Konstantinos (324-337) zamanında yapıldığı ileri sürülen ilk Ayasofya bir ayaklanma sonunda yanmış, bu yapıdan günümüze hiç bir kalıntı gelmemiştir. İmparator II. Theodosius, Ayasofya'yı ikinci defa yaptırmış ve 415'te ibadete açmıştır. Yine bazilika planlı bu yapı 532'de Nika ihtilali sırasında yanmıştır. 1936 yılında yapılan kazılarda bununla ilgili bazı kalıntılar ortaya çıkmıştır. Bunlar mabede girişi gösteren basamaklar, sütunlar, başlıklar, çeşitli mimari parçalardır. İmparator Iustinianus (527-565) ilk iki Ayasofya'dan daha büyük bir kilise yaptırmak istemiş, çağın ünlü mimarlarından Miletos'lu İsidoros ve Tralles'i Anthemios'a günümüze ulaşan Ayasofya'yı yaptırmıştır. Anadolu'nun antik şehir kalıntılarından sütunlar, başlıklar, mermerler ve renkli taşlar Ayasofya'da kullanılmak üzere İstanbul'a getirilmiştir. Ayasofya'nın yapımına 23 Aralık 532'de başlanmış, 27 Aralık 537'de tamamlanmıştır. Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30.31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür. Ayasofya'nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler IX.-XII. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir. Ayasofya İstanbul'un fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli onarımlar görmüştür. Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı sanatının en güzel örneklerini içerir. Bunlardan kubbedeki ünlü Türk Hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi'nin Kuran'dan alınma bir suresi ile 7.50 m. çapındaki yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır. Bu levhalarda, Allah, Muhammed, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Ebu Bekir, Hüseyin'in isimleri yazılıdır. Mihrabın yan duvarlarında ise Osmanlı padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği levhalar vardır. Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmet, Sultan III. Murat ve şehzadelerin türbeleri, Sultan I. Mahmut'un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecid'in hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofya'daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Müze pazartesi dışında hergün 09.30-16.30 saatleri arasında gezilebilir. ÇİNİLİ KÖŞK: 15 inci yüzyılda, Fatih Sultan Mehmet zamanında bir köşk veya pavyon şeklinde yaptırılmıştır. İznik parçaları dahil 16'nci yüzyıl Selçuk ve Osmanlı çömlek ve çini sanatının en iyi örneklerini barındıran Türk Seramikleri Müzesi yer almaktadır.
Müze tel:(+90-212) 528 45 00
Ziyarete açık günler : Pazartesi hariç her gün açıktır

DOLMABAHÇE SARAYI

DOLMABAHÇE SARAYI 19 uncu yüzyılda Sultan I. Abdülmecit tarafından yaptırılan Dolmabahçe Sarayı'nın cephesi Boğaz'ın Avrupa kıyısında 600 m boyunca uzanmaktadır. Dolmabahçe Sarayı, Avrupa sanatı üsluplarının bir karışımı olarak 1843-1856 yılları arasında inşa edilmiştir. Sultan Abdülmecit'in mimarı Karabet Balyanın eseridir. Osmanlı Sultanlarının her devirde birçok sarayı bulunurdu. Ancak esas saray Topkapı, Dolmabahçe Saraylarının tamamlanmasından sonra terk edilmiştir.

Dolmabahçe Sarayı üç katlı, simetrik planlıdır. 285 odası ve 43 salonu vardır. Denizden 600 metrelik bir rıhtımı, kara tarafında ise birisi çok süslü iki abidevi kapısı vardır. Bakımlı ve güzel bir bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer alır. Büyük, 56 sütunlu kabul salonu 750 ışıkla aydınlanan 4.5 tonluk muazzam kristal avizesi ile ziyaretçileri hayrete düşürür.

Sarayın giriş tarafı Sultanın kabul ve görüşmeleri, tören salonunun diğer tarafındaki kanat ise harem bölümü olarak kullanılmıştır. Iç dekorasyonu, mobilyaları, ipek halı ve perdeleri ve diğer tüm eşyası eksiksiz olarak, orijinaldeki gibi günümüze gelmiştir. Dolmabahçe Sarayı mevcut hiç bir sarayda bulunmayan bir zenginlik ve ihtişama sahiptir. Duvar ve tavanlar devrin Avrupalı sanatkarlarının resimleri ve tonlarca ağırlığında altın süslemeleri ile dekore edilmiştir. Önemli oda ve salonlarda her şey aynı renk tona sahiptir. Bütün zeminler birbirinden farklı, çok süslü ahşap parke ile kaplıdır. Meşhur Hereke ipek ve yün halılar, Türk sanatının en güzel eserleri, birçok yerde serilidir. Avrupa ve Uzak doğunun ender dekoratif el işi eserleri sarayın her yerini süsler. Pırıl pırıl kristal avize, şamdan ve şömineler sarayın pek çok odasında güzelliklerini sergiler.

Dünyadaki saraylar içerisinde en büyük balo salonu buradakidir. 36 m. yüksekliğindeki kubbesinden ağırlığı 4.5 ton olan devasa kristal avize asılı durur. Önemli siyasi toplantılarda, tebrik ve balolarda kullanılan bu salon, önceleri alttaki, fırına benzer bir düzen ile ısıtılırdı. Saraya kalorifer ve elektrik sistemi daha sonraları eklenmiştir. Altı hamamdan Selamlık bölümündeki, eşi olmayan, güzel oymalı alabaster mermerleri ile dekorludur. Büyük salonun üst galerileri orkestra ve diplomatlar için ayrılmıştır.

Uzun koridorlar geçilerek varılan harem bölümünde, sultan yatak odaları ve sultanın annesinin bölümü ile diğer kadın ve hizmetkarlar bölümleri bulunmaktadır. Sarayın kuzey eklenti bölümü şehzadelere tahsis edilmiştir. Girişi Beşiktaş semtinde olan yapı Resim ve Heykel Müzesi olarak hizmet vermektedir. Cumhuriyet döneminde, Atatürk'ün Istanbul ziyaretlerinde ikametgah olarak kullanıldığı sarayda en önemli olay, 1938'de Atatürk'ün ölümüdür. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)

TOPKAPI SARAYI

TOPKAPI SARAYI
TOPKAPI SARAYI 15-19 uncu yüzyıllar arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezinde bulunan Topkapı Sarayı, labirentleriyle, Boğaz, Haliç ve Marmara Denizi'nin sularının karıştığı noktada, bir kara parçası üzerinde yer almaktadır. Yeni sarayın (Topkapı Sarayının) yapımına 1466'dan sonra başlanmış ve Fatih ölmeden birkaç sene önce 1478'de tamamlanmıştır. Bu saray diğer Avrupa Sarayları gibi tek bir binada olmayıp çeşitli köşk ve dairelerden oluşmuştur. İlk olarak yapılan Çinili Köşk Sırça Saray'dır ve 1472'de bitmiştir. Orta Asya mimarisi karakterinde ve iki katlı köşk 1875'te Arkeoloji, 1908 senesinde de Türk İslam Eserleri Müzesi olmuştur. 1953'te ise Fatih Eserleri Müzesi olarak açılmıştır. Çinili Köşkü, Kubbealtı Arzodası, Hasoda, Hazine, Kiler ve Seferliler gibi koğuşlar, mutfakların bir kısmı, hastalar odası, hamam şimdi kütüphane olan Ağalar Cami, ahır ve diğer binaların yapımı izlemiş ve son olarak da yapı 1478'de Saray surlarının ve Bab-ı Humayun denen Sultanahmet yönündeki asıl kapının inşaatı ile tamamlanmıştır.

Fatih devrinde ortalama 750 kişi olan saray halkı gittikçe artmış ve XIX. yüzyılda normal günlerde 5000, bayram günleri gibi fevkalade zamanlarda ise 10.000'i bulmuştur. Bu sebeple bu saraya zamanla yeni yeni ilaveler yapılmıştır.

Topkapı Sarayı Harem kısmı III. Sultan Murat devrinde 1574 - 1595 yıllarında yapılmış ve ondan sonra Bayazıt'daki harem halkı buraya nakledilmiştir. XIX. yüzyıl başlarında harem halkı 474 kişi idi. Harem'e girerken Kızlar Ağası Dairesi ve onun üst katında da küçük şehzadelerle Sultanlar için Şehzadeler Mektebi vardı. Sarayda zamanla Enderun Mektebi, Hekimbaşı Odası, Enderun Eczanesi, iç avlulardaki köşklerle Sarayburnu sahillerinde yazlık köşkler yapılmış, mutfaklar, ahırlar genişletilmiş, yeni yeni cami ve küyüphaneler ilave edilmiştir.

APHRODİSİAS

Adını aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite’den alan Aphrodisias özellikle Roma çağında Aphrodithe tapınımı ile ünlenmiş antik bir kent olup, günümüzde de çok iyi korunmuş anıt yapıları ile Türkiye’nin en önemli Arkeolojik yerlerinden biridir.
Sonraki devirlerde üzerine tiyatro yapılan höyük, M.Ö. 5000’lere kadar giden Prehistorik bir yerleşmedir. M.Ö. 6. yüzyılda Aphrodisias küçük bir köydür. İlk Aphrodithe tapınağı da bu devirde yapılmıştır. Bu görünüm M.Ö. 2. yüzyılda ızgara planlı kentin kuruluşu ile değişmiştir. Bu devirde kentte, yaklaşık bir kilometrelik bir alana yayılmış 15000 civarında insan yaşıyordu.

40 YTL'ye de 40 bin YTL'ye de tatil var

Turizmin en gözde kenti olan antalya'da her keseye göre tatil imkanı bulunuyor.


Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Başkanı Volkan Şimşek, Antalya'da çok sayıda turistik belgeli otel, motel, pansiyon gibi konaklama yerleri bulunduğunu, yerli ve yabancı turistlerin önce beş yıldızlı otel ve tatil köylerini doldurduğunu söyledi. Şimşek, şu anda Antalya yöresindeki lüks otellerin tamamına yakınının dolduğunu söyledi.

Antalya'dan tatil manzaraları

Antalya'da, beş yıldızlı otel ve tatil köylerinin yanı sıra, daha ekonomik tatil olanaklarının da bulunduğunu ifade eden Şimşek, “Antalya'da günlük 40 YTL'ye de 40 bin YTL'ye de tatil olanakları mevcut” dedi.

Antalya'da bir ve iki yıldızlı oteller ve pansiyonlarda 40 YTL'ye oda bulunabildiğine işaret eden Şimşek, şöyle konuştu:

“Antalya her gelir grubuna hitap ediyor. Antalya'da otellerin bünyesinde çok lüks villalar var. Bu villaların geceliği yüksek sezonda 40 bin YTL'ye kadar çıkabiliyor. Yüksek gelir grubundakiler bu villaları tercih ediyorlar. Bunun yanı sıra, günlük 40 YTL'ye de kalınabilecek bir, iki yıldızlı oteller ve pansiyonlar da var.”

“KİMSE ÇAT KAPI GELMESİN”

Antalya'da yüksek sezonun başladığını da vurgulayan Şimşek, bu nedenle oda bulmada sıkıntılar yaşanabileceğini söyledi.

Şu anda Antalya'daki lüks otellerin ortalama doluluklarının yüzde 100'e yaklaştığını ifade eden Şimşek, tatilini Antalya'da geçirmek isteyenlere bir an rezervasyon yaptırmaları uyarısında bulundu.

Şimşek, “Tatili düşünenler bir ay öncesinden rezervasyonlarını tamamlamalıdır. Aksi takdirde ortada kalabilirler. Antalya'da yüksek sezon başladı, çat kapı gelenler oda bulamayabilir. Şu anda Antalya'daki lüks otellerin ortalama dolulukları yüzde yüzlere yaklaştı” diye konuştu.

Tatil dönüşü faciası

Hatalı sollama ve aşırı hız yapan TIR, aralarında acil servis doktoru ile hemşiresinin bulunduğu, tatilden dönen 5 kişiyi taşıyan otomobili biçti. Otomobildeki 4 kişi öldü.

KAZA Kocaeli’nin Gölcük İlçesi’nde Halıdere Beldesi yakınlarında, dün saat 05.30 sıralarında meydana geldi. Ege Bölgesi’ndeki tatilden dönen, 5 kişinin bulunduğu Ertuğrul Öztürk (35) yönetimindeki otomobil, Bursa yönüne giden Yunus Şimşek yönetimindeki TIR’la çarpıştı. TIR’ın hatalı sollaması ve aşırı hız sonucu meydana geldiği belirtilen kazada Ertuğrul Öztürk, oğlu Yağız Mert (4), İstanbul Eminönü’nde 112 Acil Servis hemşiresi baldızı Fatma Tokgöz (24), aynı yerde çalışan Dr. Ezgi Arıkan (29) öldü. Kazada, sürücünün yaralı kurtulan eşi Hatice Öztürk (36) tedavi altına alındı.

Tatilcilerin dikkatine

Denizli’de Tüketiciyi Koruma Derneği Şube Başkanı Hüsnü Önel, tatilcileri uyarıp, vatandaşların paket tura çıkarken ya da devre tatil satın alırken yasal haklarını bilmeleri gerektiğini söyledi.

Önel, tatil planları yapılırken güvenilir firmalara başvurulması gerektiğini, aksi takdirde satıcının veya sağlayıcının vaat ettiği ortam bulunamayarak, hayal kırıklığının yaşanabileceğini belirtti. Bu konuda kendilerine zaman zaman şikayetler geldiğini dile getiren Önel, uzun süreli ve büyük paralar harcanan devremülk veya devre tatil için kiralanan taşınmazların mutlaka yerinde görülmesi gerektiğini ifade etti. Önel, bazen yerinde görmeden tatil için kiralanan taşınmazların satıcının veya sağlayıcının vaat ettiği gibi manzaralı lüks odalar olmayıp, gün ışığı görmeyen karanlık odalar hatta bodrum katlar bile olabildiğine dikkat çekti.

Haklarınızı bilmelisiniz

Özellikle paket tur ve devre tatil konusunda mağdur olan çok sayıda kişinin derneklerine başvurmasının, anlattıklarının bir göstergesi olduğunu belirten Hüsnü Önel şunları söyledi: "Tüketicilerimiz son derece bilinçli hareket etmeli ve tatil yapacakları yeri önceden görmeli. Eğer bu mümkün değilse tatil yapacakları yerleri güvenilir turizm şirketlerinden kiralamalı, aralarında mutlaka bir sözleşme yapmalı ve sözleşmede Tüketicileri Koruma Kanunu’nda yer alan hükümlerin olup olmadığına dikkat etmeli ve sözleşmenin bir sureti mutlaka alınmalı. Aksi takdirde tatiller hüsranla bitebilir. Bu anlamda, gerek paket tura çıkarken, gerekse devre tatil satın alırken yasal haklarımızın neler olduğunu ve bu hakları nasıl kullanabileceğimizi bilmeliyiz."

Rus turistler 'Türk oldu'

ANTALYA'NIN Manavgat ilçesinde Almanlarla Türkler maçı bir arada izlerken dostluk ve barış mesajı verdi. Rus turistler de Türk Milli Takım forması giyerek Milli Takım'ımıza destek oldu. Almanya Milli Takımı'nın maçı 3-2 kazanarak finale çıkması tatil yapan Almanları coşturdu. Uzun süre sevinç çığlıkları atan Alman turistler, gece boyu zaferin sevincini yaşadı. Almanlar Türk arkadaşlarını ise Milli Takım'ın başarısından dolayı kutladı.

Kaçkar Dağları kayakla tanıştı

Artvin'in Yusufeli İlçesi'ndeki Kaçkar Dağları'nın etekleri, ilk kez bir kayak organizasyonuna ev sahipliği yaptı. Altıparmak Köyü'nde Yusufeli Kaymakamlık Kupası adı altında Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'nce düzenlenen Alp disiplini yarışması bugün yapıldı. Artvin'den gelen kayakçılar Yusufeli Barhal ve Yaylalar mevkiinde yarıştı. 4 kategoride 42 sporcunun katıldığı yarışmada miniklerde Fatih Avcı, yıldızlarda Mehmet Bıçakçı, gençlerde Çağlar Çavuş, büyük erkeklerde ise Mehmet Topal, yıldız kızlarda Asiye Turan, büyük bayanlarda Nezahat Turan birinci oldu.

Kayakçılar zaman zaman düşerken, yarışmayı izlemek için 1 saat yürüyen davetliler, tulum eşliğinde horon tepti. Bu arada karakucak pehlivanı sporcular, kar üzerinde peşrev çekip güreş tuttu. Kıyafetleriyle kaymak isteyen bazı vatandaşlar ise kara batmaktan kurtulamadı. Kimilerinin kartopu oynayarak eğlendiği sırada yarışmada dereceye girenlere ödülleri dağıtıldı.

Yarışmayı Kaymakam Cahit Çelik, Garnizon Komutanı Yüzbaşı Okan Kurt, Belediye Başkanı Yusuf Sağlam, Gençlik ve Spor il ve ilçe müdürleri, Kılıçkaya Belediye Başkanı Selçuk Fırıncı ile siyasi parti temsilcileri, davetliler ve köylüler izledi. Kaçkar Dağları'nda 1 Nisan'da da Polis Haftası nedeniyle bir yarışma düzenleneceği bildirildi.

Onur Air'den 9 YTL'ye uçak bileti

Onur Air, Türkiye�de uçak yolculuğunu cazip hale getirmek amacıyla başlattığı kampanya kapsamında bir ay boyunca tüm hatlarda toplam 10 bin bileti 9 YTL�ye satacak.
Onur Air�dan yapılan açıklamada, bugünden itibaren başlatılan kampanyayla birlikte vergiler dahil 9�ar YTL�den başlayacak fiyatlarla bilet satışının yapılacağı kaydedildi.
Kampanyanın amacının, Türk halkının alıştığı haziran, temmuz, ağustos aylarındaki tatil anlayışını daha erkene çekebilmek olduğu belirtildi.

İstanbul çıkışlı ve varışlı 15 noktaya sefer düzenleneyen Onur Air�in kampanyası tüm uçuşlarda geçerli olacak. Kampanya 30 Nisan�a kadar sürecek. Onur Air yetkililyeri "Kademeli Fiyat" uygulamasının dünyadaki düşük maliyetli havayolu şirketlerinin çoğunluğu tarafından kullanıldığına işaret ediyor.

Onur Air Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şahabettin Bolukçu, tatil ve seyahat planlarını erkenden planlayanlar için kademeli fiyat uygulamasının önemine dikkat çekerek, 23 Mart 2003 tarihinde iç hatlarda İstanbul�dan Adana, Antalya, Gaziantep, Bodrum ve Dalaman bilet fiyatlarının 158 milyon lira olduğunu vurguladı. Bolukçu, rekabetin hem fiyatı makul seviyelere çektiğini hem de halkın büyük bir bölümünün havayolu taşımacılığını kullanabilmesini sağladığını kaydetti.

Bollukçu, "Biz de kademeli fiyat uygulamasıyla uygun bilet ücretini takip eden, müşterisi olduğu havayolunu izleyen ve buna göre seyahatini planlayan müşteri kitlemize hizmet etmek arzusundayız" dedi.

Mağara içinde minyatür minare

Gümüşhane'nin Torul İlçesi'ne bağlı Cebeli Köyü'ndeki Damlataşı Karaca Mağarası her geçen gün ilgi odağı haline geliyor. Mağara içerisinde bulunan sarkıt ve dikitlerin oluşturduğu motiflere bir yenisi daha eklendi.

Mağara giriş kapısından 50 metre uzaklıkta sarkıt ve dikitler arasındaki minare minyatürü büyük ilgi toplamaya başladı. Damlataşı oluşumları açısından hem çok zengin hem de çeşitli renk ve şekiller sarkıt, dikit, sütun, org desenli duvarlar, mağara çiçekleri, mağara incileri, traverten havuzlar ve traverten basamakları Damlataşı Mağarası'nın en güzel örneklerini oluşturuyor. Tüm bu güzellikler yanında Damlataşı Karaca Mağarası'nın kapı girişinden 50 metre uzaklıktaki sarkıt ve dikitler arasındaki minyatür minare ise görenleri hayret içerisinde bırakıyor.

Edremit'te kaplıca turizmi gelişiyor

Ege'nin kuzeyinde zeytinyağı ve temiz havasıyla meşhur Balıkesir'in Edremit İlçesi, adını kaplıcalarıyla da duyurmaya başladı. Bostancı bölgesinin termal turizm bölgesi ilan edilmesinden sonra oksijen bakımından İsviçre Alpleri'nden sonra ikinci sırada olan Edremit, tabii güzellikleri, şifalı kaplıcaları ve plajlarıyla da turizmcilerin iştahını kabartmaya başladı. Entur Edremit Kaplıcaları, şifalı sularının yanı sıra güler yüzlü hizmet anlayışıyla bölge turizmine büyük destek sağlıyor. Günü birlik hizmetin yanı sıra 15 günlük devreler halinde devre mülk sistemiyle pazarlanarak hizmet veren kaplıca tesisinde kür merkezi, fizik tedavi merkezi, aletli jimnastik salonu, çocuk oyun alanları ve kapalı yüzme havuzu, konferans salonu, kafe, kafeterya, restoran bulunuyor.

Balıkesir'in Havran İlçesi'ne bağlı Çamdibi Köyü'nde muhtarlığın işlettiği kaplıca da ilgi görüyor. Aynı bölgede 66 odalı Adramis Termal Otel de hizmet veriyor. Kaplıca sularının bağırsak tembellikleri, safra kesesi ve pankreas bezi salgılarının düzensizliği, romatizmal hastalıklar, damar hastalıkları ve esansiyel tansiyon yüksekliği, yaralanma ve ameliyat sonrası eklem ve adale fonksiyonlarının geri kazandırılması, sebebi farklı ve kısmi ve tam felçler, siyatik, kol ve boyun ağrılarına sebep olan sinir baskılarına iyi geldiği ifade ediliyor. Edremit'e 8 kilometre mesafede bulunan Güre Beldesi'nde belediye tarafından işletilen kaplıcalar ise kış boyu doluluğuyla dikkat çekiyor.

Edremit Belediye Başkanı Yunus Bozbey, yılın 12 ayında tatil imkanı sağlayan Edremit'te son olarak Bostancı bölgesinin termal turizm bölgesi ilan edildiğini, ilçenin adını kaplıcalarıyla da duyurmaya başlamasının sevindirici olduğunu kaydetti.

25 Haziran 2008 Çarşamba

Alkollü turist falezden düştü

ANTALYA'da 56 yaşındaki Belçikalı turist Gerda Adriana Verdonck, Kaleiçi Hıdırlık Kulesi'nin altından deniz kenarına inmek isterken falezler arasında oluşan yarığa düştü. İtfaiyenin kurtardığı yaralı turist, hastanede tedaviye alındı.

Tatil için Antalya'ya gelen Belçikalı Gerda Adriana Verdonck, bugün öğle saatlerinde aşırı derecede alkol aldıktan sonra tek başına Karaalioğlu Parkı'na geldi. Hıdırlık Kulesi'nin altından deniz kenarına inmek isteyen alkollü kadın turist, dengesini kaybedince falezler arasındaki yarığa düştü. Bacaklarında, kollarında ve kafasında sıyrıklar ve morluklar oluşan Belçikalı turisti itfaiye ekipleri 4 metreden yukarı çekerek kurtardı. Alkolün etkisiyle yaşadıklarının farkında olmayan kadına ilk müdahaleyi olay yerine gelen ambulans ekibi yaptı.
Hayati tehlikesi bulunmayan kadın, özel bir hastanede tedaviye alındı.